27 Apr
Korkular kuşanırız, içimizdeki hainliğe bakmadan, şeytandan korkuyoruz çünkü bir tek o görmüştür bizim basitliğimizi.
Çamurdan yaratılmışız, altın tahtlarda oturuyoruz. Firavun olmuşuz, ordumuzla gömülmek istiyoruz.
Geçmişi unutup, geleceği hatırlayarak bugünümüze dört başı mağrur laflar etmişiz. Biz hatasız, biz ki günahsız ve ancak korkularımızla yaşıyoruz.
Işık açık kalsın diye canavarlar icat etmişiz, sözde değerimize şahit olsun diye hayatımıza insanlar almış, gitmesinler diye yalnızlık korkusunu çağırmışız.
Korkular kuşanıyoruz, kaybetme korkusu, ölme korkusu, bilmeme korkusu, sevilmeme korkusu. unutulma korkusu. Tanrılar yaratıyor, yaradılışımıza sebepler üretiyoruz, bir tesadüfün eseri olmak yerine bir fikrin yüce amacı olmak istiyoruz. Buna inanmayanları öldürüyor, bize ‘yok’luğumuzu hatırlatacak herşeye savaş açıyoruz.
Hatırlanmak istiyoruz, “Sonsuza Kadar” yaşamak değil. Binlerce satır yazıyor, heykeller dikiyor, olmadı canlara kastediyoruz. “Katil” bile olsak, öyle hatırlanmak yetiyor bize.
Eksik yaratıldık, harcımız tam değil. Bunu kabullenemiyoruz, gizliden gizliye tamamlamaya çalışıyoruz. Biz doldurdukça o kadar eksiliyoruz, farkında değiliz.
Herşeyden çok, herkesten çok korkularımızı seviyoruz. Onları kaybetmekten, onlara yüklediğimiz anlamlardan yarattığımız, balya balya sırtımıza bindirdiğimiz yükleri atarsak dengemizi kaybederiz, hayatımızın amacı yok olur diye korkuyoruz. Korkumuzun kuyruğunu ağzına bağlamış, tekrar ve tekrar korkuların en büyüğü kaybetmekten korkuyoruz. Korktukça kaybedeceğimiz gerçeğini, hiç sahip olmadığımız gerçeğini unutuyor unutuyor ve akşam batırdığımız güneşin sabah doğmamasından korkuyoruz.
15 Şubat 92′nin kışında kaybettim korkularımı, kardeşimi babamın kucağında bir eski battaniyeye sarılı olarak görmüştüm en son. O an öğrendim dünyanın en cesur, en korkusuz insanı kendi canı dahil hiçbir şeyin ona ait olmadığını bilen ve kaybetme korkusu olmadan yaşayandır.
Ben hayatımda bir kere kaybettim, sonrasında zaten hiçbir şeye sahip ol(a)madım.
"Korkular kuşanırız…" icin 6 Yorum var-
Muge Cerman
April 27th, 2010 at 11:49 pm
1
-
berna mutlu aytekin
April 27th, 2010 at 11:57 pm
2
-
Kayıplarımızdan çıkaracağımız kazançlarımız…Yeniden | Muge Cerman
April 28th, 2010 at 2:44 am
3
-
Abdurrahman ALKAN
April 28th, 2010 at 3:06 am
4
-
Özgür Turan
April 29th, 2010 at 1:22 am
5
-
Gül Fatma Koz
April 29th, 2010 at 7:12 am
6
Yaşamadan öğrenilmeyen dersler bunlar ne yazık ki. Birileri yazsa da, anlatsa da, kendimiz yaşamadıkça unutuyoruz. Kaybetmeden sahip olduklarımızın farkına varamıyoruz. Arada sırada dertleşerek paylaştıklarımızı, belki birilerine rehber olur diye paylaşmak, ruhunmuza da iyi geliyor. Ellerin dert görmesin.
Sevgi ve ışıkla kal…
Çok ağır oldu sabah saatlerinde okumam günüm dünümü sorgulayarak geçecek. Gerçek olan şeyler insanın yüzüne vurulunca nasıl acıtırsa şimdi öyleyim. Ellerine sağlık. Arada bir aynaya bakmak lazım. Yüze yapılan makyajdan da fazlasını görmek gerek.
[...] sabah erken saatlerde, sevgili Burak Dönertaş’ın “Korkular kuşanırız…” başlıklı yazısını okudum. Üç yıla yakın süredir tanıyorum onu, zor zamanlarda maddi [...]
Son zamanlarda okuduğum en güzel yazılardan biriydi. Korkularımız, yaşamaya mahkum olduklarımız gibi geliyor bana. en çok korktuğumuz şeylerle mutlaka yüzleşiyor ve karşılaşıyoruz. Bazen hayat denen denizde değerleri unutup farazi değerlere anlamlar yüklüyor onların peşinden koşuyoruz. Berna Mutlu Aytekin’in de dediği gibi aynaya bakmak lazım arada bir. Elleriniz dert görmesin.
Sevgili Burak,
evet korkularımızdan besleniyoruz, onlar sayesinde ayakta kaldığımızı düşünerek en büyük ilüzyonu yaratıyoruz. Sen çok farklı bir şekilde yüzleşmisin korkularınla. Böylesine derin bir deneyimde kendinle yüzleşip, korkularını kabul etmen, kendin için büyük bir adım. Hatta hayatın boyunca atabileceğin en önemli adım diyebilirim. Yaşadığımız her deneyimin mutlaka bize katacağı birşeyler vardır. Asıl olan farkına varabilmek, kendinle yüzleşebilmektir. Farkında vardığında, kendi içindek Tanrı’ya, sevgiye ulaştığında evine dönmüş gibi bir histir işte o.
Sevgiyle kal.
Hayatta en büyük korkumdu kaybetmek. Sağlığımı kaybetmeden önce… Sonra alışır gibi oldum bu sefer en sevdiklerimden birini kaybettim. Korkmaya alışırım diyordum ki en sevdiğim dediğimi bir daha kaybettim. Her kayıpta sanki bir daha ayağa kalkamayacakmışım gibi geliyordu. Sonra fark ettim ki kalkabiliyoruz. Bizi insan yapan şey bu… Ne yazık ki korkularımızla yüzleşmek zorunda kalıyoruz ve insanlaşıyoruz, yontuluyoruz böylelikle. Tanrı bize yüzleşemeyeceğimiz, yüzleştiğimizde de kala kalmayacağımız şeyler yaşatsın. Sevgiyle, huzurla ve sağlıklı kal…
Yorumunuz: