Archive for March, 2010

Sen dünyadaki en önemsiz kişisin….

Özgüven eksikliği değil bu. Aksine kendimizi fazla önemsiyor ve diğer insanlardan daha üstün görüyoruz. Matah birşeymiş gibi seçimlerimizin bizi değerli ve farklı kıldığını varsayıyoruz. İnsanın en büyük yanılgısı ise burada başlıyor.

Empati yapamıyor, herkesin bizimle aynı seçeneklerle karşı karşıya kaldığını, hep aynı mantıkla, hep bizim mantığımızla -bizim doğrumuzu- seçmesi gerektiğini sanıyoruz. Çatışmalarımız, hesaplaşmalarımız hep kendimize 10 vermekle başlıyor. O yüzden denklemimiz her zaman yanlış, terazimiz hep olduğundan ağır tartıyor. Aşık oluyoruz sanıyoruz ki biz seversek onlar da bize aşık olacak. Namazsız ezan ile başlayan hayatımızın ezansız namaz ile bitmeyeceğini, geçici avantajlarımızın daim olacağını, hep haklı, hep mazlum, hep masum kalacağımızı düşünüyoruz.

Köklerimiz var sanıyoruz toprağın derinliklerine kadar inmiş, uzak diyarlardan masal gibi geliyor fırtınaların söküp yerinden ettiği 100 yıllık çınarların hikayeleri. Aşağılıyor, yargılıyor ve asıyoruz, kendi boynumuzdaki ilmeğe bakmadan.

Ön saflardan baş rolümüz var sanıyor, ite kaka bindiğimiz vapurda birinci sınıf yolcu gibi sigaramızı tüttürerek seyahat ediyoruz.

Üzüyoruz, kırıyoruz. Anne-babalarımızın kınalı kuzusu biziz diğerleri ancak sokak çocuğu.

Bizim özgüven eksikliğimiz değil kendimizi olduğundan daha önemli görmek gibi daha tehlikeli alışkanlıklarımız var. İşimize gelirse vale ile pişti yapıyor, 3 kornerde 1 penaltı çekiyoruz.

Bununla yetinmiyor dahil olduğumuz zümreyi bu sahte oyuna dahil ediyoruz, doğu-batı, o, bu bitmiyor avrupa-asya oluyoruz. o da bitmiyor yeni dünya-eski dünya oluyoruz. Hepsinin sonunda “Dünya”lı olsak “Mars”lıya taş atıyoruz.

Eğer bir evladım olursa farklılıkların ona özgü şeyler olabileceğini ama onu asla üstün yapmayacağını, insanların hayatlarının bile gelip geçici olduğu zamanda hiç bir üstünlüğün daimi olmayacağını, empati yapmasını, aşağı gördüğü insanları her gün düşünerek ayna karşısında  “sen onlardan önemli biri değilsin” sözünü tekrarlamasını söyleyeceğim.

bu kadar çok gürültünün olduğunu yerde kendi iç sesinizi duyabiliyorsanız, o da aynı şeyleri söylüyordur eminim.

“sen dünyadaki en önemsiz kişisin.”



  • 5 Comments
  • Filed under: Kişisel
  • Kendini kandırmak en büyük meziyettir.

    Dünyada çok ama çok az şeyi ölçüp herkes için anlamlandırılabilir cümlelere dökebiliriz. Ama bunlar insana dair şeylerse işler daha da zor. Düşünceleri, bakışları, duyguları O’na (insana), o ana/zamana özgüdür. İnsanın kendi içinde bile tutarlı bir değerlendirme ve yargılama kıstası yoktur.  Üzülür, yorulur ve yeri gelir vazgeçeriz.  Ama benim anlatacağım şey vazgeçmek değil yeniden başlamakla ilgili.

    Bunları yazmamın bir sebebi var.  Ben kendini kandırma ustasıyımdır.  Bu kötü bir şey değil. Eğer şu an bunları yazabiliyorsam bunun sayesinde.

    Geçen son 6-8 ayım umudumu, geleceğimi ve beklentilerimi bir kağıt parçasına yükleyip onunla okyanus geçirmeye harcadım.  Bir çok dahili ve harici engelleri aşıp tam da yola çıkacakken herşeyin bir anda tepe taklak olması, tüm planlarımı, geleceğe dair düşündüğüm üzerine inşaa ettiğim ne varsa sel sularına kapılıp gitti.  İçimde heves adına ne varsa yutulamayacak lokmalar gibi içime çöreklendi.

    Her defasında beni hayretler içerisinde bırakan o duygu geldi.  Biraz ferahlamanın ardından beynim ardı ardına içinde bulunduğum durumun tüm artılarını (ki bir çoğu aslında  olumlu bile değildi)  bana sıralamaya başladı. İşte kendini kandırmak dediğim şey, aslında bakış açınızı, paradigmanızı ve o ana kadar kurduğunuz tüm kıstas ve değerlendirme kriterleri yerle bir etmektir. Karpuz kabuğundan gemiler yapıp bunları sula salıvermektir.

    Herşeyin iyi olacağına dair yalanları sıralamaktır bu.  Belki kötü belki de yanlış ama o an yola devam etmeniz için gereken herşey bu yalanların içinde gizli.  Kendi içimde geçici olarak kurduğum bu durum beni yoluma devam etmem için gereken acı ilaçların tadına daha kolay alışabilmemi sağlıyor.

    Neredeyse 10 aydır tek satır yazmadığım bu siteye/bloga bu uzun aradan sonra  yazacağım ilk yazının bundan çok farklı olacağını hayal etmiştim. Önemli deği artık :)  Yeni planlarım ve umutlarım var.   Umut etmek, hayal etmektir, gerçek olup olmayacağına bakmadan kendine yalan söylemektir.

    Ek: Bu siteyi sadece mesleğimle ilgili yazılara değil artık kişisel yazılara da yer verecek şekilde değiştireceğim. Bu tasarımı da isteyen kullanabilsin diye ücretsiz olarak dağıtacağım.

  • 0 Comments
  • Filed under: Uncategorized

  • Warning: main(/home/50206/domains/burakdonertas.com/html/wp-content/plugins/faf1fa4f27ebb633593c5c731e592bc7/sape.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /nfs/c03/h05/mnt/50206/domains/burakdonertas.com/html/wp-content/themes/bdonertas/footer.php on line 17

    Fatal error: main() [function.require]: Failed opening required '/home/50206/domains/burakdonertas.com/html/wp-content/plugins/faf1fa4f27ebb633593c5c731e592bc7/sape.php' (include_path='.:/usr/local/php-4.4.8-1/share/pear') in /nfs/c03/h05/mnt/50206/domains/burakdonertas.com/html/wp-content/themes/bdonertas/footer.php on line 17