18 Jul
Bir önceki yazımda belirttiğim gibi bir web sitesinin ya da arabirimin tasarımına başlamadan önce mutlaka atılması gereken bazı adımlardan söz etmiştim. Buradaki adımlar içerik, işleyiş (süreç) ve kullanıcı tabanına göre düşünülüp belirlenmelidir. Genelde tasarımcıların yaptığı en büyük hata sitenin kullanımının bir süreçle yürüdüğünü unutup tekil aksiyonlara takılı kalmalarıdır. Senaryo oluşturmadaki amaç bu süreçin tasarımcının beyninde canlandırılmasında ve kullanıcı ile empati yapmasında büyük kolaylıklar sağlamasıdır. Senaryoların temelinde kullanıcı alışkanlıkları yatmaktadır. Bir web sitesini ziyaret eden kullanıcıların büyük çoğunlu güdümlü kullanıcılardır. Yani siteye girmeden önce yapmak istediği hareket ya da süreç hakkında karar vermiş olmasıdır. Tasarımın ve navigasyonun en büyük görevi burada kullanıcıya bu karar verdiği süreç boyunca yönlendiri, yardımcı olması ve hedefe yönelik bir yapıyla işlevini yerine getirmesidir. Tasarım içerikle beraber hiç bir şey bilmeyen kullanıcı ile nerede olduğunu ve ne yaptığını bilen kullanıcıya aynı anda hizmet verebilmelidir.
Peki bir arabirim kullanıcıya nasıl yol gösterir ya da nasıl hedefine ulaşmasında yardımcı olur. Kullanıcı siteye girdiği zaman herşeyi görmez. Gözün tam olarak algıladığı alan gerçekte çok kısıtlıdır. Bu yüzden içerik, arabirim ve diğer görsel öğelerin dizilimi, birbirleriyle olan ilişkisi çok ama çok önemlidir. Bu noktayı unutmamak gerekiyor çünkü odaklandığı alan dışında gözün diğer alanları görmesi beynin o alanları tam olarak algılaması demek değildir. (bkz: bakmakla gormek arasindaki fark )

Kullanıcının bir noktaya baktığında gerçekte algıladığı görüntü.
Geçen yıllarda bir üniversitede yapılan bir araştırmada kelimelerden harflar eksiltiğinde ya da yerleri değiştirildiğinde bile insanın çok rahat bir şekilde okumayı sürdürdüğünden bahsediyordu. Aslında gerçekte bir okumanın yapılmadığını burada beynin aynı google suggest ya da cep telefonlarındaki t9 sözlük mantığında leb dediğinizde leblebiyi tanımlamasında yattığını düşünüyorum. Aynı şekilde kullanıcı bildik bir tasarımda bakmasa bile beynin o bölümlerini tamamladığını ve kullanıcıya orada ne olduğunu hatırlattığını varsayabiliriz.
Yukarıdaki site görüntüsünde navigasyonun ve içeriğin birbirinden çok fazla ayrışmadığını bu yüzden beynin aslında bakılmayan bölümü yorumlamasının çok başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden bir siteyi tasarlarken nerenin içerik nerenin bir eyleme sahip olduğunu kullanıcıya ilk bakışta aktarabilmek arabirimin başarısının ilk adımıdır. Aslında tasarımcının bu ilk adımı başarılı yapmasının önünde çok büyük bir engel vardır. Çünkü tasarımcı içeriği öğrenmiş ve arabirimi mecburen ezberlemiştir. Gözü kapalı dahi olsa nerede neyin olacağını bilmektedir. Kullanıcı ile empati yapması için olası senaryoları hazırlamalı ve bunu test siteyi ilk defa kullanacak kişiler üzerinde test etmelidir.
Bu noktada tutarlılıkdan bahsetmek çok da yanlış olmaz. Tutarlılık sitenizin ilk girişten itibaren kullanıcıya verdiği yapı bilgisinin en basit sayfasında dahi birebir devam ettirilmesidir. İlk başta buton görevi verilen bir yapı bir başka yerde hata mesajı vermek için kullanılmamalıdır. Yani içerik ile arabirimin ayrışması, kullanıcıya nereye tıklarsa bir eyleme geçileceği nerede eyleme geçilmeyeceğinin, nerenin içerik, nerenin kullanıcıya bu içerik içerisinde yolunu bulması için verilmiş araçlar olduğunu belirtilmesidir. Kullanıcı bir önceki sayfada tecrübe ettiği gibi o alanın tıklanabilir ve bir noktaya ulaşılabilir olduğunu varsayıp bu bilgiye göre davrandığında beklentisinin boşa çıkarılması ile kötü kullanıcı deneyimi ile karşılaşmış oluruz. Tutarlılık sadece arabirim ve içeriğin ilişkisinde değil hemen hemen her noktada dikkat edilmesi gereken bir konudur. Hata mesajlarının türü, nerede çıktığı her noktada aynı olmalıdır. Bir sayfada hata mesajını javascript uyarı penceresi ile verirken bir sonraki ekranda sitenin içerisinde yazmanız kullanıcının hatayı farketmemesi ve bocalaması ile sonuçlanır.
"Tasarımı Anlamak ve Arabirim - Bölüm 2" icin Yorum Yok-
Y.Emre GÜZER
July 18th, 2008 at 6:59 am
1
-
Burak Dönertaş
July 18th, 2008 at 7:38 am
2
-
Yusuf İBİLİ
July 18th, 2008 at 12:02 pm
3
-
Özer Güngören
July 18th, 2008 at 3:55 pm
4
-
Burak Dönertaş
July 18th, 2008 at 4:01 pm
5
-
Engin Yöyen
August 1st, 2008 at 11:59 am
6
-
Serbay
August 8th, 2008 at 5:05 am
7
Çok akıcı ve bilgilendirici bir yazı olmuş Burak, kalemine sağlık.
Arabirim tasarımı ile tasarım, photoshop operatörlüğü birbirine karıştırılıyor maalesef ülkemizde.
Bu kanının en kısa zamanda değişmesini temenni ediyor. vol 3′ü merakla bekliyorum.
Tasarım sadece görsellik olarak görülüyor maalesef. neden niçin yapıldığı pek bilinmiyor.
Çok güzel Burak, ellerine sağlık. Şimdi konu ile alakalı bir sorum olacak.
Diyelim ki kullanıcıların çok beğendiği bir web sitesi var. İçeriği ve sunduğu servisler ile on numara.
Fakat tasarımı değiştirme kararı aldılar, neye dikkat etmek gerekir? Cevap olarak kısa olmayacağını tahmin ettiğim için konu üzerine bir yazı yazarak da bilgilendirebilirsen sevinirim.
Burak , sayfan için öncelikle hayırlı olsun demek istiyorum.
Açıklamaların ve konu çok güzel bir çok kişinin bilmediği veya gözardı edip dikkat etmediği bir durum bu , bilinçli bir şekilde ele alınırsa yani ne yapmak istediğini bilen biri tasarlarsa sonuçları güzel olacaktır. Yurt dışında bir firma reklam filminde saniyenin bilmem kaçında birinde ekranın altına bu ürünü satın al şeklinde kayan bir yazı koymuş ve ürün satışlarında patlama olmuştu. insanların kafasında ürünü alma fikri yerleşmiş. Bu fikir beni hayrete düşürmüştü.
Özer’cim güzel düşüncelerin için teşekkür ederim. Bahsettiğin konu pek arabirim ve tasarımın alanına girmese de ilginç bir konu. Tam olarak anlattığın durum literatürde “subliminal message” olarak geçer. burada biraz bilgi alabilirsin bu konu ile ilgili. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=subliminal+message
Merhaba Burak,
öncelike yazın için ellerine sağlık. Tasarıma bakış açını tamamen destekliyorum. Mutlaka ki siteler tasarım bakımından çok iyi olabilir. Web sitesi bir şekilde kurumsallığında yansımasıdır. Bir kozmetik şirketine tasarlanan bir sitede belki tasarım daha yumuşak ve canlı renkler kullanılabilir. Ama unutulmaması gereken kullanılabilirlik olmadığı sürece tasarımında bir işe yaramadığıdır.
(Kişisel siteler zaten kişiyi yansıtır düşüncesindeyim)
Siten hayırlı olsun.
Açıldığını biraz geç farkettim, ama her iki konudaki yazın cidden çok iyi.Devamı dileğiyle.
Kolay Gelsin
Burak öncelikle yazın çok güzel olmuş teşekkürler, benim de bir sorum olacaktı, bir pazarlamacı olarak her zaman merak etmişimdir bir sitede reklam kutucuğunu nereye koymalıyız? Neresi en çok dikkat çekebilir? Veya büyük sitelere reklam verirken ne gibi alanları tercih etmeliyiz?
Yorumunuz: